Önce basitçe: SEO, GEO ve AEO ne demek?
Biri Google’a “İstanbul’da muhasebe yazılımı” yazdığında karşısına on site çıkıyor. SEO (arama motoru optimizasyonu), sitemizin o on sitenin arasına girmesi için yapılan iş. Google’ın sitemizi rahatça okuyabilmesi, sayfalarımızın insanların gerçekten aradığı soruya cevap vermesi ve başka sitelerin bize bağlantı vermesi bu işin üç ayağı.
Artık insanların bir kısmı Google’a yazmak yerine ChatGPT’ye, Gemini’ye ya da Google’ın yapay zeka moduna soruyor. Bu araçlar on site sıralamıyor; birkaç kaynak seçip cevabı onlardan derliyor. GEO (üretken motor optimizasyonu), sitemizin bu kaynaklardan biri olması için yapılan iş.
Bazen de kimse bir siteye tıklamıyor. Google soruyu sonuç listesinin üstündeki bir kutuda doğrudan cevaplıyor, telefondaki sesli asistan cevabı yüksek sesle okuyor. AEO (cevap motoru optimizasyonu), o cevabın bizim sayfamızdan alınması için yapılan iş.
Üçü aynı temelden besleniyor: okunabilen, doğru ve güvenilir bir site.
Sitenin sağlığını her hafta ölçüyoruz
Teknik SEO bir kere yapılıp bitmiyor. Yeni bir yayın, bir eklenti güncellemesi ya da süresi dolan bir sertifika, aylarca emek verilmiş sıralamayı bir gecede bozabiliyor. Çoğu zaman da kimse fark etmiyor, ta ki trafik düşene kadar.
Bu yüzden kendi izleme sistemimizi kurduk. Takip ettiğimiz her siteyi her hafta baştan ölçüyor:
- Alan adı ve güvenlik sertifikası: Süresi dolmak üzereyse haftalar önceden haber veriyor. Süre dolduğunda site ve alan adına bağlı e-posta birlikte kapanıyor.
- Google siteye girebiliyor mu: robots.txt dosyası, önemli sayfaların dizine eklenebilir olup olmadığı, güvenlik duvarının Google’ın botunu yanlışlıkla engelleyip engellemediği.
- Sitenin tamamı: kırık bağlantılar, yanlış yere işaret eden sayfalar, uzayan yönlendirme zincirleri, açıklaması olmayan görseller, içi boş ya da hiçbir yerden bağlantı almayan sayfalar.
- Hız: Google’ın mobil hız puanı her haftaki taramada üç kez ölçülüyor ve ortancasıyla izleniyor; puan belirgin biçimde düştüğünde bulgu açılıyor.
- Search Console ve Google Analytics: Bağlantı doğru çalışıyor mu, arama tıklamalarında ani bir düşüş var mı, sitede ölçülen dönüşüm (ör. form gönderimi) gerçekten işin hedefiyle eşleşiyor mu.
- Yapay zeka botları: ChatGPT, Claude ve Perplexity’nin arama botları siteyi okuyabiliyor mu. Engelliyse site bu araçların cevaplarına hiç giremiyor.
Kararları sistem kurallarla veriyor, yapay zeka yorumu yok. Veri eksikse “geçti” demiyor, “ölçülemedi” diyor. Bulunan her sorun, siteyi yapan ekibin iş listesine öncelik sırasıyla ayrı bir kayıt olarak düşüyor. Her hafta tek bir özet raporda neyin düzeldiği, neyin beklediği ve neyin ölçülemediği yazıyor. Sayfa düzeyindeki bir sorun düzeldiğinde kaydı sistem kendisi kapatıyor.
Bir müşterimizde bu sistem, alan adının süresinin dolmasına bir aydan az kaldığını site kapanmadan yakaladı.
Hangi aramada, nerede çıkıyoruz?
Sağlık işin zemini. Asıl soru, doğru kişilerin sitemizi bulup bulmadığı. Bunun için kendi sunucumuzda çalışan bir SEO veri altyapısı kullanıyoruz:
- Kelime araştırması: Ayda kaç kişinin neyi aradığı, o aramada üst sıraya çıkmanın ne kadar zor olduğu ve arayanın niyeti (bilgi mi arıyor, hizmet mi satın almak istiyor).
- Aramaları sayfalara eşlemek: Hangi aramanın hangi sayfaya ait olduğunu, Google’ın o aramada gerçekte hangi sayfaları gösterdiğine bakarak belirliyoruz. İki sayfanın aynı arama için birbiriyle yarışmasını böyle önlüyoruz.
- Konuma göre sıralama takibi: Seçtiğimiz aramalarda sitemizin kaçıncı sırada olduğunu her hafta ölçüyoruz. Aynı arama İstanbul’da ve ABD’de farklı sonuç veriyor; hangi pazara satılıyorsa oradan ölçüyoruz.
- Rakip ve dış bağlantı analizi: Aynı aramalarda kimlerin öne çıktığı ve onlara hangi sitelerin bağlantı verdiği.
- Site denetimi: Sitenin tamamını tarayıp sayfa başlığı, açıklama ve içerik sorunlarını listelemek.
Sonunda elimizde kısa bir iş listesi oluyor: trafiği ve görüşme talebini en çok artıracak birkaç değişiklik, öncelik sırasıyla.
Soruya doğrudan cevap olmak
İnsanlar arama kutusuna giderek daha çok soru yazıyor: “e-fatura zorunlu mu”, “RAG nedir”, “web sitesi ne kadar sürede yapılır”. Google bu sorulara çoğu zaman sonuç listesinin üstünde kısa bir cevapla karşılık veriyor; sesli asistanlar da aynı kısa cevabı okuyor. Bu cevap bir sayfadan alınıyor ve kaynağı altında gösteriliyor.
- Soruları bulmak: İşle ilgili hangi soruların gerçekten sorulduğunu ve hangilerinin ayda kaç kez arandığını kelime araştırmasıyla çıkarıyoruz.
- Cevabı öne almak: Her sorunun cevabını sayfanın ilk birkaç cümlesinde, alıntılanabilecek kadar kısa ve net veriyoruz; ayrıntı ondan sonra geliyor.
- Sonuç sayfasını görmek: Hedef sorularda Google’ın sonuç sayfasında yapay zeka özeti ya da “Kişiler bunu da sordu” kutusu çıkıp çıkmadığına bakıyoruz; hangi soruda nasıl bir cevap beklendiğini buradan anlıyoruz.
- Soru ve cevap düzeni: Başlıkları insanların sorduğu biçimde yazıyoruz, sık sorulan soruları ayrı bir bölümde topluyoruz ve sayfaya ne anlattığını makinenin de okuyabileceği biçimde işaretliyoruz (yapılandırılmış veri).
Doğrudan cevap için yazılan bir sayfa, yapay zeka araçlarının alıntılamak istediği sayfayla büyük ölçüde aynı. Bu yüzden AEO ve GEO çalışmasını birlikte yürütüyoruz.
Yapay zeka yanıtlarında görünmek
Yapay zeka araçları cevap hazırlarken kaynak seçiyor. Seçilmek için önce okunabilmek gerekiyor, sonra anlaşılır ve güvenilir olmak.
- Okunabilirlik: Yapay zeka botlarının siteye erişimini her hafta kontrol ediyoruz. Hangi botların siteyi okuyabileceğine (arama için gelenler ile modelini eğitmek için gelenler ayrı) birlikte karar veriyoruz.
- Anlaşılırlık: Cevap kutuları için yaptığımız düzen burada da işe yarıyor. Buna ek olarak terimleri ilk geçtiği yerde açıklıyoruz ve kimin, neyi, nerede yaptığını sayfada açıkça yazıyoruz.
- Güvenilirlik: Kaynağı olan bilgi, gerçek vakalar ve başka sitelerin verdiği bağlantılar. Yapay zeka da Google gibi başkalarının güvendiği kaynağa güveniyor.
- Ölçüm: Google’ın yapay zeka modunda, işle ilgili sorulara hangi sitelerin kaynak gösterildiğini topluca sorgulayabiliyoruz. Başlangıçta nerede olduğumuzu ve çalışmanın ardından ne değiştiğini böyle görüyoruz.
Ayrıntılı anlatım: GEO nedir? SEO ve AEO’dan farkı.
Nasıl çalışıyoruz?
1. Tanışma (ücretsiz). Sitenin neye hizmet ettiğini ve kimin bulmasını istediğimizi konuşuyoruz.
2. Denetim. Siteyi izleme sistemine ekliyoruz, sağlık ölçümünü ve kelime araştırmasını yapıyoruz. Sonunda öncelik sırası belli kısa bir iş listesi çıkıyor.
3. Uygulama. İş listesini ya siteyi yapan ekiple birlikte ya da doğrudan biz uyguluyoruz. Her değişikliğin ardından ölçüm tekrar koşuyor.
4. Sürekli izleme. Haftalık sağlık ölçümü ve sıralama takibi devam ediyor. Bir şey bozulduğunda trafik düşmeden haberimiz oluyor.
Kendi sitemizde de aynısını yapıyoruz
uptakeagency.com da aynı izleme sisteminde. Her hafta aynı kontrollerden geçiyor, hedeflediğimiz aramalarda sıralamamızı aynı araçlarla takip ediyoruz. Bu sayfayı da o çalışmanın sonucunda yazdık.
Sık sorulan sorular
SEO, GEO ve AEO arasında seçim yapmak gerekiyor mu? Hayır. Üçü aynı temele dayanıyor. Google’da iyi okunan, doğru ve güvenilir bir site, cevap kutularında ve yapay zeka yanıtlarında da seçilme şansını artırıyor. Farkı ölçtüğümüz yerde.
Sonuç ne zaman görülür? Teknik sorunlar düzeldiği hafta ölçümde görünüyor. Sıralamadaki değişim genellikle aylar sürüyor; bu yüzden başlangıçta hangi aramada nerede olduğumuzu kaydedip değişimi haftalık izliyoruz.
Sitemizi başka bir ekip yaptı, sorun olur mu? Olmaz. Bulguları siteyi yapan ekibin iş listesine, neyin neden düzeltilmesi gerektiğini anlatan açıklamalarla bırakıyoruz.
İlk sırayı garanti ediyor musunuz? Hayır. Sıralamayı Google belirliyor; garanti veren birine temkinli yaklaşmak gerekiyor. Biz neyi ölçtüğümüzü ve neyin değiştiğini açıkça gösteriyoruz.
Ne kadar tutar? Tanışma ücretsiz. Denetimin ve sürekli izlemenin kapsamı sitenin büyüklüğüne ve hedeflenen pazara göre görüşmede netleşiyor.
Tanışalım
Sitenin bugün Google’da ve yapay zeka yanıtlarında nerede durduğunu kısa bir görüşmede birlikte konuşalım. İletişim ya da info@uptakeagency.com.